Türkiye'de kapitülasyonlar hangi yıl tamamen ortadan kaldırılmıştır ?

Selin

New member
Kapitülasyonların Sonu: 1923’te Bir Devrimin İçinden Geçen Hikaye

Herkese merhaba forumdaşlar! Bugün sizlere, bir dönemin sonunu, bağımsızlık mücadelesinin en kritik anlarından birini anlatan bir hikaye paylaşmak istiyorum. 1923 yılında, Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda, birçok şey değişti. O yıllarda, halkın büyük bir kısmı özgürlük ve bağımsızlık mücadelesi verirken, bazıları geçmişin gölgesinde hapsolmuştu. Bizim hikayemiz de tam olarak bu geçiş anında başlıyor.

Düşünsenize, bir ülkenin tarihindeki en kritik anlardan birinde, iki karakterin gözünden bakıyoruz. Birisi çözüm odaklı, stratejik düşünen bir adam; diğeri ise empatik, ilişkisel bir kadın. İkisi de farklı bakış açılarına sahip olabilir, ama tek bir amaçları var: Bağımsızlık. Ve bu bağımsızlık, o günün şartlarında sadece siyasi bir mesele değil, bir halkın onurunun geri kazanılması anlamına geliyordu.

Haydi, 1923’ün Türkiye’sine doğru yolculuğa çıkalım. Kapitülasyonların sonlandığı ve Türk milletinin yeniden bağımsızlık kazandığı o tarihi anı birlikte yaşayalım.

Kapitülasyonlar ve Osmanlı: Geçmişin Zincirlerinden Kurtuluş

Hikayemiz, 19. yüzyılın sonlarında başlıyor. Osmanlı İmparatorluğu, yüzyıllardır süregelen diplomatik ve ekonomik bağımlılıkları nedeniyle, yabancı devletlere önemli ayrıcalıklar tanıyan kapitülasyonlar ile zincirlenmişti. Bu ayrıcalıklar, Osmanlı topraklarında yaşayan yabancıların vergi muafiyetinden, yargı ayrıcalıklarına kadar geniş bir yelpazeye yayılıyordu. Ama unutmayın, bunlar sadece “yabancı”ydı. Osmanlı halkı ise bu ayrıcalıklardan faydalanamıyor, baskı altındaydı.

Bu ayrıcalıklar, Osmanlı'nın ekonomik bağımsızlığını tamamen çürütmüş ve bir tür "dış kontrol" halini almıştı. Bu baskıdan kurtulmak isteyenler, hem Osmanlı'da hem de sonrasındaki Cumhuriyet döneminde bu sorunu çözmek için çok uğraştılar. Ve sonunda, 1923'te Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları, kapitülasyonların sonlandırılmasına karar verdiler.

Erkek Karakter: Mehmet ve Çözüm Odaklılık

Mehmet, İstanbul'da bir tüccar olarak ailesinin geçimini sağlıyordu. Ancak, o dönemlerde işler pek de iyi gitmiyordu. Yabancı tüccarların Osmanlı’daki imtiyazları, onun ve ailesinin işlerini zorlaştırıyordu. Her adımda karşılaştığı engeller, her seferinde bir yabancı firmanın daha yüksek bir ayrıcalıkla pazara girmesi, Mehmet’in sabrını tüketiyordu. O, bağımsızlık mücadelesinin gereklerini hep çözüm odaklı düşünerek değerlendiren bir adamdı. Onun için en önemli şey, problemi çözmek ve ülkesini bu bağımlılıktan kurtarmaktı.

Bir gün, Atatürk’ün liderliğindeki yeni cumhuriyetin kuruluşu için yapılan toplantılarda, Mehmet'in adı geçmeye başladı. O, yalnızca bir tüccar değil, aynı zamanda milletin bağımsızlık mücadelesinin bir parçasıydı. Mehmet, bu yeni devletin ekonomisini, ticaretini yeniden yapılandırmak için çaba sarf etmek istiyordu.

Ve işte o an geldi. 1923’te, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucuları, kapitülasyonları tamamen ortadan kaldırmaya karar verdiler. Bu, Mehmet için bir zaferdi. Artık ülkesi, bağımsızlık yolunda büyük bir adım atmıştı. O, sadece kendi işinin değil, tüm halkının mücadelesinin de bir parçası olmuştu. Türkiye, dışarıdan gelen baskılardan kurtulmuş ve kendi ekonomik kaderini belirleyecek güce kavuşmuştu.

Kadın Karakter: Elif ve İlişkilerin Gücü

Elif, o dönemin genç bir öğretmeni, aynı zamanda evli ve iki çocuk annesiydi. Mehmet'in çözüm odaklı ve stratejik yaklaşımının tam tersine, Elif, toplumsal ilişkiler ve aile bağları üzerinden bakıyordu olaylara. Onun için özgürlük sadece ekonomiden ibaret değildi. Bağımsızlık, aynı zamanda halkın duygusal ve toplumsal ilişkilerini de onarmak demekti.

Elif, her gün okula giderken, sokaklarda yabancı tüccarların, Osmanlı vatandaşlarıyla nasıl etkileşime girdiğini görüyordu. Yerli halk, adeta yabancıların egemenliğinde yaşamaktan yorulmuştu. Ancak, Elif her zaman, halkın sadece maddi değil, manevi olarak da bağımsızlığa ihtiyaç duyduğunu hissediyordu. O, insanları birleştirmenin, onların duygusal bağlarını güçlendirmenin de önemli olduğunu biliyordu.

Bir gün, Elif, İstanbul'daki bir okulun koridorunda, Mehmet'le karşılaştı. Gözlerinde bir umut vardı. Elif, Türkiye'nin bağımsızlığına giden yolun sadece ekonomik bir zafer olmadığını, aynı zamanda halkın moral ve dayanışma içinde birleşmesinin de şart olduğunu söylüyordu. Kapitülasyonların sonlanması, hem bağımsızlık hem de halkın özgüvenini artıracak bir adım olacaktı.

Ve sonunda, Mehmet’in mücadelesiyle aynı anda, Türkiye Cumhuriyeti'nin hükûmeti kapitülasyonları ortadan kaldırdı. Elif, kendi halkıyla gurur duyuyor, onların onurlu bir şekilde yaşamasını izlerken, Mehmet’in ve diğer arkadaşlarının ekonomik özgürlük için verdiği mücadeleyi alkışlıyordu. Çünkü her şeyin ötesinde, özgürlük halkın kendi kimliğini bulmasıydı.

Kapitülasyonların Kaldırılmasının Toplumsal Yansıması

1923’te kapitülasyonların tamamen kaldırılması, sadece bir hukuki değişiklik değil, halkın ruhunu özgürleştiren, her kesimden insanın nefes almasına olanak sağlayan bir adımdı. Bu, yıllarca süren bir bağımsızlık mücadelesinin, farklı bakış açılarıyla birleşen bir zaferiydi. Mehmet’in çözüm odaklı yaklaşımı ve Elif’in duygusal bağ kurma çabası, birbirini tamamlayan iki farklı perspektifin birleşimiydi.

Hikayemizde olduğu gibi, bir ülkenin bağımsızlık mücadelesi yalnızca ekonomik veya politik bir değişim değil, toplumsal bağların güçlenmesiyle de bağlantılıydı. Mehmet gibi stratejik düşünen erkekler ve Elif gibi toplumsal bağları kuvvetlendiren kadınlar, Türkiye'nin bağımsızlık yolunda birbirlerini tamamlayan unsurlar olmuşlardı.

Siz de Bu Bağımsızlık Hikayesine Katkı Sağladınız mı?

Forumdaşlar, 1923'teki kapitülasyonların ortadan kaldırılması hakkında siz ne düşünüyorsunuz? O dönemin hikayesini anlatan başka hangi karakterler olabilir? Bir ülkenin bağımsızlık mücadelesinde, çözüm odaklı düşünce ve toplumsal bağların gücü ne kadar önemliydi? Kendi fikirlerinizi paylaşarak bu hikayeyi birlikte büyütelim!
 
Üst