Emre
New member
Durum Hikâyesinin Diğer Adı Nedir? Çehov Tarzı ve Kesit Hikâyesi Üzerine
Durum Hikâyesinin Diğer Adı Nedir? İşin İçinde Biraz Çehov, Biraz Hayat, Biraz da “Ee, Sonra Ne Oldu?” Var
Şimdi dürüst olalım: “Durum hikâyesinin diğer adı nedir?” sorusu ilk bakışta insanı hafifçe kandıran sorulardan biridir. Çünkü cevabı kısa: Kesit hikâyesi. Fakat edebiyatın güzel tarafı burada başlıyor. Çünkü aynı tür, Çehov tarzı hikâye ya da Çehov biçimi hikâye olarak da anılıyor. Yani bir hikâyenin birden fazla nüfus kaydı var gibi düşünebiliriz.
Üstelik durum hikâyesi, adından da anlaşılacağı üzere “bir şey oldu, sonra başka bir şey oldu, en sonunda herkes rahatladı” mantığıyla ilerlemek zorunda değildir. Bazen hiçbir büyük olay yaşanmaz. Bir adam otobüs bekler. Bir kadın pencereden sokağı izler. İki arkadaş yıllardır konuşmadıkları bir konunun etrafında dolaşır ama konuya bir türlü girmez. Garson masaya çayı bırakır, müşteri teşekkür eder, hayat devam eder.
Ve edebiyatçı burada şöyle der:
“İşte hikâye!”
Okur ise:
“Pardon, hikâye nerede?”
Durum hikâyesinin büyüsü tam olarak bu noktada ortaya çıkar. Çünkü burada önemli olan her zaman ne olduğu değil, o anın nasıl yaşandığıdır.
Eğitim kaynaklarında durum hikâyesi; günlük yaşamdan bir kesitin, bir durumun veya insan hâlinin anlatıldığı; klasik serim-düğüm-çözüm düzeninin zorunlu olmadığı hikâye türü olarak açıklanır. Anton Çehov’un bu anlayışın en önemli temsilcilerinden biri olması nedeniyle türe “Çehov tarzı hikâye” de denir.
Peki Durum Hikâyesinin Diğer Adı Kesit Hikâyesi mi, Çehov Tarzı Hikâye mi?
İkisi de kullanılır ama aralarında küçük bir anlam farkı düşünmek faydalı olur.
Durum hikâyesi = Kesit hikâyesi ifadesi, türün ne anlattığını açıklamaya yarar. Hayatın tamamını değil, hayatın içinden küçük bir kesiti ele alır.
Durum hikâyesi = Çehov tarzı hikâye ifadesi ise türün edebiyat tarihindeki temsilcisine ve anlatım anlayışına gönderme yapar.
Dolayısıyla sınavda ya da bir edebiyat forumunda “Durum hikâyesinin diğer adı nedir?” diye sorulursa:
Kesit hikâyesi ve Çehov tarzı hikâye cevaplarıyla karşılaşmanız mümkündür. Resmî eğitim materyallerinde özellikle “Durum Hikâyesi (Çehov Tarzı)” kullanımı görülür.
Kısacası durum hikâyesi, edebiyatın “az olay, çok insan” diyebileceğimiz tarafıdır.
Kesit Hikâyesi Neden “Kesit” Deniyor?
Buradaki “kesit” kelimesini anlamanın en kolay yolu hayatı devasa bir film gibi düşünmek.
Bir insanın hayatı yüzlerce bölümden oluşuyor. Doğum, okul, arkadaşlıklar, aşk, iş, aile, taşınmalar, ayrılıklar, başarılar, başarısızlıklar, pazartesi sendromları ve tabii ki buzdolabını açıp neden açtığını unutmalar...
Durum hikâyesi bütün filmi anlatmakla ilgilenmez.
Kamerayı hayatın belirli bir noktasına çevirir.
Mesela:
Bir vapurda oturan yaşlı bir adam.
Yanına oturan genç bir öğrenci.
Aralarında sadece üç cümlelik bir konuşma.
Vapur kıyıya yanaşır.
Biter.
“Eee, olay?”
Belki yok.
“Peki hikâye?”
İşte o üç cümlenin içinde olabilir.
Adamın konuşurken sürekli denize bakması, öğrencinin sorularına tam cevap vermemesi, ikisinin de aslında başka birini hatırlıyor olması… Bunların hepsi hikâyenin görünmeyen tarafını oluşturabilir.
Durum hikâyesi okura her şeyi hazır paket hâlinde teslim etmez. Okurun gözlem yapmasını, karakterin davranışlarından anlam çıkarmasını ve boşlukları kendi zihninde tamamlamasını ister. Eğitim materyallerinde de bu türün “bitmemişlik izlenimi” oluşturabildiği ve klasik serim-düğüm-çözüm planına bağlı olmadığı belirtilir.
Olay Hikâyesiyle Karıştırmayalım: Biri Koşuyor, Diğeri Pencereye Bakıyor
Durum hikâyesini anlamanın en pratik yollarından biri onu olay hikâyesiyle karşılaştırmaktır.
Olay hikâyesinde genellikle bir olay zinciri vardır. Bir şey gerçekleşir, olay gelişir, gerilim yükselir ve sonuç ortaya çıkar. Bu yapı, Guy de Maupassant ile ilişkilendirilen “Maupassant tarzı hikâye” olarak da bilinir.
Durum hikâyesinde ise olayın kendisi ikinci plana çekilebilir.
Şöyle düşünelim:
Olay hikâyesi:
“Ali eve geldi. Kapının açık olduğunu gördü. İçeri girdi. Odada kimse yoktu. Masanın üzerinde bir mektup vardı. Mektubu okudu ve gerçeği öğrendi.”
Burada doğal olarak insanın kafasında sorular oluşur:
Mektupta ne yazıyor?
Gerçek ne?
Ali ne yapacak?
Kim eve girdi?
Durum hikâyesi:
“Ali eve geldi. Kapının önünde biraz durdu. Anahtarını cebinden çıkardı ama kapıyı hemen açmadı. Apartmanın merdivenlerinden bir çocuk koşarak indi. Ali çocuğa baktı. Sonra kapıya baktı. Anahtarı tekrar cebine koydu.”
Burada belki büyük bir olay yoktur.
Ama Ali neden içeri girmedi?
Kapının arkasında ne var?
Neden çocuk ona bakmadı?
Ali neden fikrini değiştirdi?
İşte hikâye, cevaplanmayan soruların çevresinde yaşamaya devam eder.
Çehov’un Büyük Katkısı: Hikâye Her Zaman “Sonra Ne Oldu?” Demek Değildir
Anton Çehov denildiğinde durum hikâyesini hatırlamak tesadüf değildir. Eğitim kaynakları, Çehov’u durum hikâyesinin dünya edebiyatındaki önemli temsilcisi olarak gösterir.
Çehov tarzında sıradan insanların gündelik hayatları, ilişkileri, davranışları ve ruh hâlleri önem kazanır.
Burada “sıradan” kelimesini küçümseyici anlamda kullanmamak gerekiyor.
Çünkü edebiyatın ilginç bir sırrı vardır:
İnsanın hayatında sıradan olan şey, doğru bakıldığında hiç de sıradan değildir.
Birinin kahvesini nasıl içtiği bile karakter hakkında ipucu verebilir.
Şeker kullanmayan birinin fincana üç kaşık şeker atması bir çelişkidir.
Telefonuna gelen mesajı okuyup cevap vermemesi başka bir çelişkidir.
Bir arkadaş grubunda herkes konuşurken sessiz kalan kişinin yalnızca bir kişiye bakması ise bambaşka bir hikâyedir.
Durum hikâyesi işte bu küçük ayrıntılara kulak verir.
Türk Edebiyatında Durum Hikâyesi Denince Kimler Akla Gelir?
Türk edebiyatında durum hikâyesinin önemli temsilcileri arasında Sait Faik Abasıyanık ve Memduh Şevket Esendal özellikle öne çıkar. Eğitim materyallerinde bu iki isim durum hikâyesinin başlıca temsilcileri arasında gösterilir.
Sait Faik'in hikâyelerinde sıradan insanların yaşamlarına, küçük ayrıntılara, şehir ve insan ilişkilerine yönelik dikkat belirgindir.
Memduh Şevket Esendal ise gündelik hayatın içinden insanları, doğal konuşmaları ve küçük hayat kesitlerini öne çıkaran anlatımıyla bu anlayışın önemli isimlerinden biridir.
Burada ilginç olan şu:
Bir edebiyat türünün güçlü olması için illa ki kahramanın dünyayı kurtarması gerekmiyor.
Durum Hikâyesinin Diğer Adı Nedir? İşin İçinde Biraz Çehov, Biraz Hayat, Biraz da “Ee, Sonra Ne Oldu?” Var
Şimdi dürüst olalım: “Durum hikâyesinin diğer adı nedir?” sorusu ilk bakışta insanı hafifçe kandıran sorulardan biridir. Çünkü cevabı kısa: Kesit hikâyesi. Fakat edebiyatın güzel tarafı burada başlıyor. Çünkü aynı tür, Çehov tarzı hikâye ya da Çehov biçimi hikâye olarak da anılıyor. Yani bir hikâyenin birden fazla nüfus kaydı var gibi düşünebiliriz.
Üstelik durum hikâyesi, adından da anlaşılacağı üzere “bir şey oldu, sonra başka bir şey oldu, en sonunda herkes rahatladı” mantığıyla ilerlemek zorunda değildir. Bazen hiçbir büyük olay yaşanmaz. Bir adam otobüs bekler. Bir kadın pencereden sokağı izler. İki arkadaş yıllardır konuşmadıkları bir konunun etrafında dolaşır ama konuya bir türlü girmez. Garson masaya çayı bırakır, müşteri teşekkür eder, hayat devam eder.
Ve edebiyatçı burada şöyle der:
“İşte hikâye!”
Okur ise:
“Pardon, hikâye nerede?”
Durum hikâyesinin büyüsü tam olarak bu noktada ortaya çıkar. Çünkü burada önemli olan her zaman ne olduğu değil, o anın nasıl yaşandığıdır.
Eğitim kaynaklarında durum hikâyesi; günlük yaşamdan bir kesitin, bir durumun veya insan hâlinin anlatıldığı; klasik serim-düğüm-çözüm düzeninin zorunlu olmadığı hikâye türü olarak açıklanır. Anton Çehov’un bu anlayışın en önemli temsilcilerinden biri olması nedeniyle türe “Çehov tarzı hikâye” de denir.
Peki Durum Hikâyesinin Diğer Adı Kesit Hikâyesi mi, Çehov Tarzı Hikâye mi?
İkisi de kullanılır ama aralarında küçük bir anlam farkı düşünmek faydalı olur.
Durum hikâyesi = Kesit hikâyesi ifadesi, türün ne anlattığını açıklamaya yarar. Hayatın tamamını değil, hayatın içinden küçük bir kesiti ele alır.
Durum hikâyesi = Çehov tarzı hikâye ifadesi ise türün edebiyat tarihindeki temsilcisine ve anlatım anlayışına gönderme yapar.
Dolayısıyla sınavda ya da bir edebiyat forumunda “Durum hikâyesinin diğer adı nedir?” diye sorulursa:
Kesit hikâyesi ve Çehov tarzı hikâye cevaplarıyla karşılaşmanız mümkündür. Resmî eğitim materyallerinde özellikle “Durum Hikâyesi (Çehov Tarzı)” kullanımı görülür.
Kısacası durum hikâyesi, edebiyatın “az olay, çok insan” diyebileceğimiz tarafıdır.
Kesit Hikâyesi Neden “Kesit” Deniyor?
Buradaki “kesit” kelimesini anlamanın en kolay yolu hayatı devasa bir film gibi düşünmek.
Bir insanın hayatı yüzlerce bölümden oluşuyor. Doğum, okul, arkadaşlıklar, aşk, iş, aile, taşınmalar, ayrılıklar, başarılar, başarısızlıklar, pazartesi sendromları ve tabii ki buzdolabını açıp neden açtığını unutmalar...
Durum hikâyesi bütün filmi anlatmakla ilgilenmez.
Kamerayı hayatın belirli bir noktasına çevirir.
Mesela:
Bir vapurda oturan yaşlı bir adam.
Yanına oturan genç bir öğrenci.
Aralarında sadece üç cümlelik bir konuşma.
Vapur kıyıya yanaşır.
Biter.
“Eee, olay?”
Belki yok.
“Peki hikâye?”
İşte o üç cümlenin içinde olabilir.
Adamın konuşurken sürekli denize bakması, öğrencinin sorularına tam cevap vermemesi, ikisinin de aslında başka birini hatırlıyor olması… Bunların hepsi hikâyenin görünmeyen tarafını oluşturabilir.
Durum hikâyesi okura her şeyi hazır paket hâlinde teslim etmez. Okurun gözlem yapmasını, karakterin davranışlarından anlam çıkarmasını ve boşlukları kendi zihninde tamamlamasını ister. Eğitim materyallerinde de bu türün “bitmemişlik izlenimi” oluşturabildiği ve klasik serim-düğüm-çözüm planına bağlı olmadığı belirtilir.
Olay Hikâyesiyle Karıştırmayalım: Biri Koşuyor, Diğeri Pencereye Bakıyor
Durum hikâyesini anlamanın en pratik yollarından biri onu olay hikâyesiyle karşılaştırmaktır.
Olay hikâyesinde genellikle bir olay zinciri vardır. Bir şey gerçekleşir, olay gelişir, gerilim yükselir ve sonuç ortaya çıkar. Bu yapı, Guy de Maupassant ile ilişkilendirilen “Maupassant tarzı hikâye” olarak da bilinir.
Durum hikâyesinde ise olayın kendisi ikinci plana çekilebilir.
Şöyle düşünelim:
Olay hikâyesi:
“Ali eve geldi. Kapının açık olduğunu gördü. İçeri girdi. Odada kimse yoktu. Masanın üzerinde bir mektup vardı. Mektubu okudu ve gerçeği öğrendi.”
Burada doğal olarak insanın kafasında sorular oluşur:
Mektupta ne yazıyor?
Gerçek ne?
Ali ne yapacak?
Kim eve girdi?
Durum hikâyesi:
“Ali eve geldi. Kapının önünde biraz durdu. Anahtarını cebinden çıkardı ama kapıyı hemen açmadı. Apartmanın merdivenlerinden bir çocuk koşarak indi. Ali çocuğa baktı. Sonra kapıya baktı. Anahtarı tekrar cebine koydu.”
Burada belki büyük bir olay yoktur.
Ama Ali neden içeri girmedi?
Kapının arkasında ne var?
Neden çocuk ona bakmadı?
Ali neden fikrini değiştirdi?
İşte hikâye, cevaplanmayan soruların çevresinde yaşamaya devam eder.
Çehov’un Büyük Katkısı: Hikâye Her Zaman “Sonra Ne Oldu?” Demek Değildir
Anton Çehov denildiğinde durum hikâyesini hatırlamak tesadüf değildir. Eğitim kaynakları, Çehov’u durum hikâyesinin dünya edebiyatındaki önemli temsilcisi olarak gösterir.
Çehov tarzında sıradan insanların gündelik hayatları, ilişkileri, davranışları ve ruh hâlleri önem kazanır.
Burada “sıradan” kelimesini küçümseyici anlamda kullanmamak gerekiyor.
Çünkü edebiyatın ilginç bir sırrı vardır:
İnsanın hayatında sıradan olan şey, doğru bakıldığında hiç de sıradan değildir.
Birinin kahvesini nasıl içtiği bile karakter hakkında ipucu verebilir.
Şeker kullanmayan birinin fincana üç kaşık şeker atması bir çelişkidir.
Telefonuna gelen mesajı okuyup cevap vermemesi başka bir çelişkidir.
Bir arkadaş grubunda herkes konuşurken sessiz kalan kişinin yalnızca bir kişiye bakması ise bambaşka bir hikâyedir.
Durum hikâyesi işte bu küçük ayrıntılara kulak verir.
Türk Edebiyatında Durum Hikâyesi Denince Kimler Akla Gelir?
Türk edebiyatında durum hikâyesinin önemli temsilcileri arasında Sait Faik Abasıyanık ve Memduh Şevket Esendal özellikle öne çıkar. Eğitim materyallerinde bu iki isim durum hikâyesinin başlıca temsilcileri arasında gösterilir.
Sait Faik'in hikâyelerinde sıradan insanların yaşamlarına, küçük ayrıntılara, şehir ve insan ilişkilerine yönelik dikkat belirgindir.
Memduh Şevket Esendal ise gündelik hayatın içinden insanları, doğal konuşmaları ve küçük hayat kesitlerini öne çıkaran anlatımıyla bu anlayışın önemli isimlerinden biridir.
Burada ilginç olan şu:
Bir edebiyat türünün güçlü olması için illa ki kahramanın dünyayı kurtarması gerekmiyor.